Memleket hedefe kitlenmiş bir torpido gibi süratle ve kaçınılmaz olarak  bir iç savaşa doğru ilerliyor.

Bir grup hırsız ve katilin akıl dışı ihtiraslarına teslim olmuş ve yenik düşmüşken, kadınlar, çocuklar ve fikirlerine sahip çıkmaya çalışanlar vahşice yok edilirken, kahvede anlatsanız en yakın iskemlede oturan arkadaşınızın (sizi iyileştirmek maksadıyla) akıl hastanesinden ambulans çağırmasına yol açacak cümlelerin, söylentilerin gazete manşetlerinde, tv’lerde özel haber olarak yayınlanması aklın, dürüstlüğün ve haysiyetin eriyen kar sularıyla birlikte lağımlara sürüklenmesi, olağanüstü bir acayiplik olmaz ise eğer bizi bekleyen felaketin daha ilk bakışta görünen emareleri. Karanlık distopyaların, cehenneme dönmüş toprakların, sokaklarda doğrananların öykülerini anlatan kitaplar ve filmlere aşinayız ancak belki de bu öykülerle çok sıkça karşılaştığımızdan mıdır bilinmez ama sanki hakikatın kararlı bir hızla yaklaşan ezici ve devasa boyutlardaki vaziyetini adeta tanımlanamayan bir nesne gibi algılayıp bize çarpmadan gider kanaatindeyiz sanki. Birinci savaştan beri yaşadığımız coğrafyada artık bize benzeyen hiçbir ülkenin kalmadığını, neredeyse hepsinin dış müdahaleler ve iç savaşlarla cehenneme döndüğünü gördük. Ölen, kaybolan, kaçan sefil ve perişan olan milyonların akibetini izledik, okuduk. Ama sanki biz görünmez bir kalkan tarafından korunuyormuşuz gibi davranmaya devam ettik. Etrafımızdaki ülkelerin tamamında yokoluş süreci şu anda bizim yaşadığımız sürreal ortamın bire bir kopyası olan gelişmelerle başladı. Efendi olduğunu sandığımız yalancılar, demokrasi ve özgürlük istediklerini beyan edip son elli yıldır her özgürlük ve demokrasi hamlesini bastıranlarla beraber hareket edenler, haysiyetsizler, hırsızlar ve terbiyesizler artık duracağı istasyon kalmayan memleket treninin bu makasa girmesinde unutulmaz bir rol oynadılar. Hala da oynamaya devam ediyorlar.

İşbirliği ve haysiyetsizlikle elde edilen paranın, itibarın ve konforun üzerini uzun yıllar boyu örtecek olan karanlık; kapıya geldi dayandı. Bu sayede elde edilen zenginlik çok yakında hiç bir anlam taşımayacak. Tarih gelecekte bunları yazacaktır elbet ama şu anda bu felaketin göbeğine doğru sürat koşan bizler sadece istatistiki data olarak görüneceğiz. Durumu ince esprilerle karikatürize etmek, bilgelik taslamak yahut “afedersiniz yanılmışız” demenin bir kıymeti harbiyesi kalmadı. Karanlık gelip memeleket istasyonuna tosladıktan sonra o zamana değin söylenmiş şaaşalı sözlerin, zekice yazılmış makalelerin esamesi okunmayacak.

Özgürlük eşitlik ve demokrasi uğruna bir dönem yüzbinlerce insanın ölümü göze aldığı ve ezildiği, bu topraklarda her hal ve şartta ayakta kalanların her hal ve şartta gelişen durumlara başarıyla adapte olanların ve her hal şartta yenilenen iktidarların yanında duranların iki yüzlü sefilliği yakında memlekete toslayacak olan karanlığın, zihni itici gücü oldu. İktidar ve etrafında çöreklenmiş olanların niyeti hep belli ve açıktı. Bu niyeti gizleyip süsleyip üstüne başka bir elbise giydirenler onlardan bin kere daha haysiyetsiz ve alçaklar.

Onlar hala kontrollu bir çarpışma olur umudundalar ama olmayacağı son derece aşikar. onlar ilerde batan geminin malları olarak anılacaklar.

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: