Memleketin ortamı cyberpunk distopyalarını aratır bir sürrealist fantaziye doğru yuvarlanırken ve bu allahın belası kargaşa ve sefillik, aklın bütün melekelerine aykırı bir biçimde Conrad’ı bile söyleyecek söz bulamayacak bir duruma getirmişken; bir musiki portalı kurmak herhalde son olarak düşünülecek ve yapılacak bir şeydir diye kaanatim vardı. Ancak karamsar bir ihtiyarın görüşleri ile hayatımıza devam edemeyeceğimiz ortada. 

Böyle zamanlarda zihnimde hep Hunter s Thompson’ın özel arazinin etrafına çektiği dikenli tel, girmeyin özel arazi yazısı ve davetlileri dışında arazisine adım atmaya cüret edenler için dolu ve ateşe hazır halde duvarda asılı duran çift namlulu çiftesi. Rivayete göre tel örgüyü geçenlere hatta onunla konuşmaya gelen bazı gazetecilere de bu çifte ile ateş açmış kendisi.  Thompson ile ilgili olarak çok şey söylendi yazıldı çizildi, bunlar arasında bence en acayip olan henüz gençken başta dostoyewski olmak üzere dünyanın en mühim edebiyatçılarının yine en mühim eserlerini daktilonun başına oturup yeniden yazması. Onun gibi hasta bir ruhun aynı anda bir alay şeye birden odaklanmaya çalışması ihtimali küçümsenecek bir şey değil. Bu ağır eserleri yeniden satır satır yazınca aklında çakan şimşeklerin sayısı da bariz bir şekilde artmıştır diye tahmin ediyoruz. Thompson’ın gazetecilik yaptığı dönemler ABD’de büyük bir arızaya sarmıştı. Nixon’ın akıl dışı politikaları, vietnam savaşı ve ufukta görünen ABD yenilgisi, büyük metropollerde çıkan ırk isyanları ve nihayet savaş sonrası başlayan büyük refah döneminin sona ermesi Hunter Thompson’a her aklı başında bir insan gibi geleceğin karanlığını açıkça gösterdi. Bir ölümlü için geleceğin karanlıklığını görmek ve bunu değişteremeyecek olmayı bilmek (tabii bu ölümlünün bir miktar da olsa akıl izan sahibi olması şart) henüz o ölümlünün ruhu hasta değilse bile en hızlı bir şekilde onu hasta ruhlar sınıfına dahil edecektir.  Hakikatleri anlatmak için her zaman klasik fizik doğruluğu içinde yazılar kaleme alınmaz. Hakikatın çarpıklığı devasa çekim gücüyle doğruluğu büktüğü zaman akıl sağlığımızı korumak zorlaşabilir hatta imkansızlaşabilir. 

Örneğin başka bir evrende eğer Thompson bugün bizim memlekette yaşasaydı ve gazetecilik yapıyor olsaydı ne yapardı?  Tahminen meslekte düzeltmenlikten öteye gidemezdi. Ya da edebiyle simit satar akşamları da tutuklanana kadar mühit kahvelerinde masaların üstüne çıkıp konuşmalar yapardı. 

Paralel evrendeki Thompson önce tutuklanıp sonra da akıl hastanesine tıkılmışken  aynı anda küçük kararlı ve cesur bir azınlık dışında memleketimizde olay tamamen gonzoya dönmüş durumda. Hakikatler o denli eğriltilip büküldü ki, bir noktada başa dönülüyor. Yanılmılmıyorsam Thompson hayatının bir döneminde yaşadığı beldede belediye başkanlığına aday olmuştu.  Seçilemedi fakat sadece adaylığı dahi ciddi bir arızaya sebeb oldu .  

Memleketimizde gonzo stili adeta bir devlet politikası olarak sürdürülüyor. Nereye baksanız bir Hunter Thompson mevcut. Siyasetten ekonomiye spordan musiki makalelerine kadar her satır yazı (bir kez daha tekrarlamakta fayda kararlı ve cesur bir grup hariç) kelimenin tam anlamıyla thompson çarpı yüz kuvvetinde gonzo içeriyor. Gururla söylemek gerekiyorki ileri demokrasiye geçemedik fakat süper ileri gonzo seviyesine ulaştık. Kanaatimizce paralel evrende Türkiye’de yaşayan Thompson asla gonzo olayına girmez tam tersi hakikatı kendine kalkan yapıp gayet toplumcu gerçekçi eserler yazardı. 

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: