FRANK MİLLER’IN HAYALİNDEKİ AVRUPA 

 

 

 

 

Cehennem sıcaklarını futbol ile bertaraf etmeye çalışırken Jameson’ları bile rafa kaldırmak zorunda kaldık. Memleketin ihtiyar sokaklarını Gobi çölüne çeviren sıcak hava dalgaları, Jameson’u “tehlikeli madde” sınıfına koymamıza neden oldu. Zaten ayrıca ne desek boş, “burası İngiliz idaresinde olsaydı biz daha özgür olurduk” diyen bir nesil yetişmiş. Aynı İngiliz idaresi yalan dolanla Irak’ı işgal eden ABD’nin en muzaffer müttefiği, demokrasi yolunda işgal ettikleri Irak’da bir milyonun üzerinde insan öldü. Açlık susuzluk sefillik hastalık içindeki Irak halkının durumunu göremeyen, görmek istemeyen belki de bir nesil için üzüntü duyulabilir. 

Bu acayiplikler esnasında İrlanda referanduma gidip Lisbon antlaşmasını –başka bir deyişle AB anayasasını – oyladı. Sonuç olarak da reddetti. Her ne kadar sonuç önceden tahmin edilebiliyor olsa da, oylar sayıldığında Brüksel bürokratları çok sinirlendi. Neredeyse İrlandalıları “aptal” olmakla bile suçlayacak kadar sinirli ve küskün yorumlar yaptılar. Avrupalı bazı yorumculara eğer Lisbon Antlaşması İngiltere’de de referanduma götürülse orada da halk tarafından reddedilecek. Hatta yeni sayılabilecek AB üyeleri dışında topluluğun eski çekirdeğinin neredeyse tamamının lisbon’a karşı oy kullanacağı yine aynı yorumcular tarafından dile getirildi. Referandum sonucuna sinirlenenler İrlanda’nın şimdiye kadar AB’den ne kadar parasal kazanç elde ettiğini yazdılar. Öte yandan İrlanda’da Lisbon’a hayır diyenler ki bunların önemli bir bölümünü sendikalar oluşturuyor, neredeyse sıfır medya desteğine rağmen hatırı sayılır bir başarı kazandılar. İşten çıkarılmanın kolaylaştırılması, sendika örgütlülüğüne sekte vuran yeni uygulanmalar, ikinci savaştan sonra kazanılan sosyal hakların adım adım geri alınması ve en önemlisi merkezi Avrupa bürokrasisinin nihai hakimiyetine olanak sağlayacak maddeler içeren Lisbon antlaşması, İrlanda’dan yediği ağır yumruk karşısında yeniden ayağa kalkabilir mi bilinmez. Adeta mucizevi güçlere sahip Brüksel bürokrasisi bir yol bulup Lisbon’u yeni bir pakete sarıp, biraz gecikmeli de yeniden piyasaya mutlaka sunacaktır mutlaka. Ancak belli ki avrupa vatandaşları ile Brüksel bürokrasisi arasındaki zıtlıklar giderek artıyor ve güçleniyor.  

Avrupa, hem büyüyüp hem de birleşik yekpare bir devlet olmaya çalıştıkça belli ki vatandaşlarının gözündeki hayalden uzaklaşıyor. 

Brüksel’den idare edilen, yüzü olmayan binlerce bürokratın her gün kara defterlerine baktıkları ve insanlık yerine sadece rakamları gördükleri gözlüklerini takar takmaz olağanüstü güçlü bir merkezi idarenin günlük emirlerini kaleme aldıkları, etrafı dev duvarlarla çevrilmiş, duvarların içinde yaşayan vatandaşlarının her anını izleyen, her konuda onlara direktif veren yazılı yazısız milyonlarca uygulama ve yasa ile onları boğan, hatta kara ütopyalarda resmedilen gelecek tasfirlerinden bile iç karartıcı bir Avrupa görüntüsü, giderek yaşlı kıtanın kuşkucu vatandaşları arasında daha fazla itibar görmeye başlamış sanki. Krizin dalgaları şiddetlendikçe, son elli yıldır kazanılmış sosyal haklar arasındaki çelişki çok daha yakıcı olacak. Bu uzlaşmaz çelişki ve sermayenin doymak bilmez açlığı Avrupa’nın şimdi bize çizdiği tablonun, kısa sayılabilecek bir zaman diliminde Frank Miller’ın ruh halinden bile daha karanlık olabileceğinin işareti. Lisbon antlaşmasına karşı muhalefet yürüten anarko sendikalist bir web sitesinde kaleme alınan bir yorumda “bu anlaşmanın metnini bu kadar uzun ve bu kadar çapraşık yazma fikrinin kimden çıktığını” soruyorlardı. Bilindiği gibi anlaşılmaz, uzun ve karışık metinlerle başlayan şeyler, sonra çıkacak büyük arızaların habercisi olurlar. 

Kriz derinleştikçe Avrupa’nın sıkıntısı artacak. O zaman tahminen bizde sıkça beyan edildiği gibi demokrasinin bir yerden bir yere bir nakil vasıtasında taşınıp inşa edilemediğini aksine örgütlü halkın talepleri ile vucuda geldiğini göreceğiz. Yedi yıllık bolluk bitiyor, ardından yedi yıllık kıtlık gelir der eski kitaplar, o zaman hakikatlerin üstündeki çamur gidecek, o zaman meseleler daha net görünecek. Başka bir deyişle ak koyun kara koyun ayrılacak. 

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: