DifferenceEngine20thAnn

 

Bruce Sterling geleceğin resmini çizdi, biz de kendi geleceğimizin resmini çizeceğiz..

Geleceğin şehri konusunda tüm gezegen yüzeyinde, ilk bakışta akıl dışı, hatta tamamen ruh hastası olarak nitelendirilebilecek görüşlere sahip olsa da, bu konuda akıl ve izan sınırları içinde fikir beyan edebilecek en mühim insanlardan biri kuşkusuz Bruce Sterling’dir.

 

Nitekim BBC’nin haber  sitesinde yer alan “future” bölümünde yakın geleceğin “urban” hali konusunda başlayan yazı dizisinin ilk ismi, ta kendisi yani Bruce Sterling olmuş. Sterling’in kaleme aldığı  2050 yılının metropolü devasa yüksek binalarla dolu ve çoğu offshore Çin parası tarafından sahiplenilmiş. Otoyollar hala duruyor fakat araçlar artık robotlar tarafından sürülüyor. Bu yüzden trafik hiç durmuyor ve gece gündüz yollarda intizam içinde ilerleyen araçlar var. Sürücü robot olunca trafik işaretlerine gerek kalmıyor. Kanımızca Sterling “modifiye, bir hayat tarzıdır” olayını benimseyen insan cinsinin özelliklerini robotlara taşımayı uygun görmemiş. Bu durumda halkın alabileceği hızlı fakat makul fiyatlı otomobiller de trafik lambaları gibi geçmişin eskimiş ve unutulmuş bir yaprağı olacak. Sterling bunu söylemiyor ama sizin takdirinize sığınarak ilave ediyoruz afedersiniz.  

 

Geleceğin şehrinde de fakirler var

 

Sterling’in geleceğin şehrinde fakirler hala mevcut. Teknolojinin ve gelişmenin bütün eziciliğine rağmen kendisi düzenin değişeceğine bir ihtimal vermiyor belli ki. Öte yandan bu şehrin sakinlerinin ağırlıklı olarak yaşlılardan oluşacağını tahayyül ediyor. Bugünkü ekonomik vaziyetin ve onu izleyen siyasal gelişmelerin lineer bir biçimde ilerleyeceğini varsayarsak bu yaşlı nüfusun çok küçük bir kısmının hayatta kalabileceğini kabul etmemiz lazım. Neden derseniz, Sterling’in şehrine daha yıllar varken ne sosyal sigorta ne de emeklilik hakkının yürürlükte kalmayacağını görmemek için ya çok iyi niyetli ya da “retard” olmak gerekiyor. Bu durumda onun sözünü ettiği yaşlı nüfusun büyük bölümü çoktan tabiri caizse enterne olmuş olacak.

 

Yosun, böcek ve mikrop hamburgeri

 

Onun çizdiği tabloda fakirler, şehrin kırmızı ışıklı bölgesinde yaşayanlar ve karnını doyurmak için kapı açar gibi kolaylıkla birini doğrayabilecek insanlar mevcut. Gerçi sonuncuyu biz ekledik ama kanımızca haklıyız. Sterling, büyük şehrin değişen yemek alışkanlıklarından da söz ediyor. Balıkların tükendiği,  sığır etinin havyar niteliği taşıdığı bir çağda insanların yosun, böcek ve mikroplarla besleneceğini hayal ediyor. Ancak bu yiyeceklerin hamburger ve benzeri tipte fast food şeklinde pazarlanacağını anlatıyor. Büyük şehirlerin kokacağını hem de çok kötü kokacağını söylüyor. Atmosferdeki bozulma, havanın değişmesi sonucu oluşan büyük seller ve su baskınları sonucu çürüyen organizmaların şehrin üstünde oluşturacağı sarı yeşil arası aslen gözle görülemeyen ama birisi size “bunu tarif et, renk ver ona” dediğinde çizeceğimiz resim ancak böyle olabilir diye düşünüyoruz.

 

Demokrasi rafa kalkar mı?

 

Bruce Sterling’in şehri ve gelecek tahayyülü böyle uzayıp gidiyor. Yer yer çok iham verici , bazen ise üzüntü doğurabilecek denli karamsar. İçinde bulunduğumuz büyük krizin etkisiyle  çehresi günden güne değişen eski kıtanın kaynayan kazan oluşunu, kapitalistlerin demokrasi geyiğini nihayet rafa kaldırma kararlılığını, ömürleri boyunca ya köle olmak ya da hiç çalışamamak seçeğeneği ile karşı karşıya kalan bir nesli, tamamen mülksüzleşme ihtimali ile deliriuma girmiş orta sınıfları, açlık isyanlarını, bağnazlığı, ölülerin kalbini kesip yiyenleri, tarihi geri çevirip kendi deyimleri ile ” şanlı imparatorluklarını yeniden kurabileceklerine” gerçekten inananları adeta görmezden geliyor. Bruce Sterling’in muhayyilesini eleştirmek asla bize düşmez saygımız sonsuz ancak geleceğin; tarihin adeta asfaltlanmış bir duble yolda ilerlermesi şeklinde tezahür edeceği fikri biz ölümlüler için son derece rahatsız edici ve böyle olmaması için elimizden geleni ardımıza koymamız gerektiğini bize bir kez daha hatırlatan bir resim.

 

Reklamlar
%d blogcu bunu beğendi: